‘On yıldır sigortam yok’

  •  


‘On yıldır sigortam yok’

30 yıllık gazeteci, Tarsus MEDYAD Başkanı Okan Çalışkan:

Dilek Akpınar’ın hazırlayıp sunduğu Hayatın İçinden programına Medya Mensupları Derneği Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu temsilcisi Okan Çalışkan konuk oldu. Çalışkan, Mesai kavramı olmadan en çok gazetecilerin çalıştığını ve buna rağmen en düşük ücretleri aldığını söyleyerek kendisinin de 10 yıldır sigortasının olmadığını dile getirdi.

Yayınımıza hoş geldiniz. Okan Çalışkan’ı tanıyabilir miyiz?

Ben çok doğal bir insanım, daima derim Okan Çalışkan dağlıdır, Yörüktür. 8 kardeşi vardır 1972 doğumludur. Gazete dağıtımıyla bu işe başladı, dönemler arası süreci yaşamış ender insanlardanım bir daha dünyaya gelirsem tekrar medya mensubu olurum, medya mensubunun pırıl pırıl olması gerekiyor, garibin yanında bir insan olmalıdır. Daima vatandaşın hakkını korumalıdır. Ben de bunu yapmaya çalışan bir insanım.

Basına güven azaldı. Günümüzde havuz medyası oluştu. Fikirlerini satan bazı kesimler yüzünden, işini düzgün yapan insanlar yok olmaya devam ediyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şöyle söyleyeyim, bazen düşünüyorum hangi statüye gidiyorum, ben neyim diyorum, yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal medyanın bu şekilde anılmak güzel değil dünyada basın özgürlüğü konusunda 156 ülke arasında 136 sıradayız, dışarıdan bizim medya bakış açıları pek güzel değildir. Bu ilçenin valisi kaymakamı polisi var ama sokak ortasında vuruluyorsun, bizi koruması gereken insanlar size saldırmak için zayıf noktalarınızı arıyorlar. Bir ülkede örnek alınacak insanlar olmalıdır. Mesai kavramı olmadan en çok çalışanlar gazetecilerdir. Ona rağmen en düşük maaşla yine onlar alıyor. Mesela benim 10 yıldır sigortam yok, basın mensuplarının birçoğu asgari ücretin altında çalışıyor.

Derneğinizi bize tanıtır mısınız?

1996 yılında Tarsus’taki duayen gazeteciler tarafında kuruldu. Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden kopmalarla birlikte kurulan bir cemiyet diyebiliriz. En parlak dönemi bizim dönemimizde yaşıyor. Türkiye Gazeteciler Federasyonunun, Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin ve Anadolu Spor Gazetecilerin Birliğin tanıdığı bir cemiyettir. 68 üyemiz vardır. Maalesef iki kadın gazetecimiz vardır. Bu sayısın çoğalması lazım bunu farkındayız, inşallah çoğalacaktır.

Derneğiniz faaliyetlerinden bize söz eder misiniz?

 Yeni yetişen nesle medyaya nasıl anlatabiliriz dedik sonra bir karar verdik, liselere gittik, Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaklaşık on bir liseye gittik. İlk programa başlarken soruyorum gazeteci olmak isteyen var mı diyorum bir kişi bile gazeteci olmak istemiyor, bizde medyanın güzel taraflarını her şeyini anlatıyoruz bu soruyu programın sonunda tekrar soruyoruz ciddi söylüyorum orada bulunanların yarısı el kaldırıyor. Medya ve gençlik projeleri kapsamında altı üniversiteye gittik, üniversite gençliği ile buluşmak bambaşka bir şey, daha sonra yurt dışına taşıdık Almanya’ya gittik, tekrar olacaktır. Hırvatistan ile programlarımız var Tarsus’u sıkışan bir profil olmaktan çıkardık. Arkadaşlarımızı başka illere gönderiyoruz. İller arası ilişkileri hassas bir şekilde yürütmeye devam ediyoruz. Normal cemiyetlerin yaptığı her şeyi yapıyoruz.

En çok yakındığım konulardan biri de son zamanlarda Mersin basınında çok çürük elmalar ortaya çıktığı konusu, Eline fotoğraf makinesi alan para karşılığında sözde haber yapan kalemini satan o kadar çok insan var ki, onlar için neler yapılabilir?

Cemiyetimizin tüzük kitapçığının en üstünde şu yazar: Kalemini satan vatanını satar. Ulusal ve yerel medya içinde bunlardan bir sürü var, sahte kalemşorlar sadece yerel değil ulusalda da var, Türkiye’de her şey değişiyor, sabah kalkıyorsunuz Başbakan değişmiş, basından sorumlu Numan Kurtulmuş, medya adına güzel şeyler yapıyor ama değişim korkusu bunlarında adım atmasını engelliyor. Adana sadece sarı basın kartlıları cemiyete üye yapıyor. Yüz liralık internet sitesi açıp kopyala yapıştır haber yapılmaması için mücadele ediyor. Tefeciler karaktersizler de gazeteci olmuş, şantajcılık bu işe çok bulaştı. Silah taşıyan psikopat ile kalemi taşıyan psikopat aynıdır. Kafasına göre yazıyor.

Bir insanı özel hayatıyla tehdit eden kendisine gazeteci diyen insanlar var neler söylemek istersiniz?

Benim meslek hayatım boyunca dikkat ettiğim bir konu, 30 yıllık basın camiasında raf raf benim arşivlerim var hiç bir zaman bir şahsın ailesine varacak bir şey ne yazdım ne yazdırdım, bunların önüne ahlak ile geçilir meslek etiğini kavramış insanlar bunu yapamazlar. Bir bardak yere düşe bombalar patladı deniliyor. Bayrağını alan çıkıyor sonra olanları tahmin ediyorsunuzdur. Sosyal medya çok tehlikeli, basından gelenlerin bu işi yapanların bu tür yanlışları yapmasın mümkün değil, sap ile saman birbirine karışmış durumdadır.

Aslında çok ciddi sorunlarımız var gazete açmak için aranan bir kriter yok.  Bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’de sıkça değişimler oluyor ama basın kanunlarında duran yasalar değişmiyor. İletişim Fakültelerinden mezunlar en önemli yerlerde bulunsun, mikrofon tutan gazetecilik yapan insanlar İletişim Fakültesi mezunu değil, İletişim Fakültesinden mezun olan insanlar iş bulamıyor. Bunların değişmesi gerekiyor. Bu şekilde olmaz ülke de yıpranıyor toplum da yıpranıyor. Mücadele etmemiz lazım gece evimde mışıl mışıl yatarken ajans muhabirleri gece haberdeler sabaha kadar bekliyorlar. Diğerleri bakıyor sabah gece mersinde kaza olmuş alıyor haberi kullanıyor bu da bir hırsızlıktır. Burada cemiyetlerin önemi belli oluyor. Bende soruyorum izin istiyorum öyle alıyorum. İzin almadan alırsan hırsız oluyorsun. Kendi haberiymiş gibi servis ediyor.

Bunlar ile mücadele için ne yapılmalı?

Ustasınca kulağı çekilmiş bir insan karaktersiz bir gazeteci olmaz ben o ustanın dayağını yediğim için çok şanslıyım bir kalem bir terazinin tefesi gibidir, hiçbir şey gizleyemezsiniz. Gazeteci kılıklı insanlar başka tehlikeli insanlara denk gelir, cemiyetler bunları deşifre etmelidir. Birçok yapılan ahlaksızlık bugün unutuluyor. Yetkililer fırsat vermemelidir. İstediğin kadar iyiyim de çoğu zaman oturduğum yerden kalkamıyorum. Kalkmak istemiyorum, kalktığım zaman arkamdan konuşacaklar diyorum. Çünkü başkasına yapıldığını görüyorum. Gazetecilerin ailelerine kaynaştırması lazım maalesef o konuda çok eksiğimiz var, bunu Türkiye Gazeteciler Federasyonu yapıyor toplantılara aileleri ile birlikte katılıyorlar mesela, bu çok güzel bir şeydir. İnşallah bizde bunu yaparız.

Dinleyici sorusu- Gazetelere verilen ilanlar adil mi?

Yirmi tane basan ile bin tane basan aynı parayı alıyor kısacası, burada da en önemli problem denetimsizliktir. Bu denetlenmeler cemiyetler toplantılarında dile getirilebilir. Bunlar Basın İlan Kurumuna aktarılmalıdır. Takipçisi olunmalıdır.

Dinleyici sorusu-Mersin’de STK’lar Mersin medyasında sahip çıkmıyor bu konuda neler söylemek istersiniz?

Mersin’de durum ne bilmiyorum ama eğer destek olmuyorlarsa çok büyük bir problem, Tarsus’ta bizim ayakta kalmamızda STK’ların yeri çok önemli bizim orda az veya çok ama ciddi şekilde yardımcı oluyorlar.

AVM’ lerde yerel gazetelerin satılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben şahsen sattırırım orda, Bursa’da cemiyetin yeri AVM’nin içinde burada il veya ilçe cemiyetlerinin durumu belirliyor. Bursa da bunun güzel örnekleri var. Gayet basit ama yapmasını bilmek lazım. cemiyetler kesinlikle çok önemli, biz Uğur Dündar’ı ve Fatih Portakal’ı AVM’ye getirdik . Yani yapabiliyorsan yapılır kısacası.